9 Şubat 2011 Çarşamba

Bakakaldım



Ne bir giden gemi ne de dökülen bir gözyaşı ardındandı
Ben; uzaklaşan adımlarına ''bakakaldım''
Geçimsiz dalgalar,damlalarca sardığında bileğini
Islak ayaklarının bizli yollarda yürümediğindendi nefretim...
Ellerime dolaşan parmaklar değil,
Şimdilerde gündelik sancılar oldu ayakbağlarım.
ve artık en büyük keyfim;
İzlerken büyüttüğüm gözbebeklerin değil,
Bir ömür kapalı gişeden -iz-leyeceğim
Bir terkediş öyküsüdür
''gidişinin seyri''dir.


Burcu KÜÇÜK

Büründüğüm Yalnızlığım



suskunluqum büyümekte içimde
qünden qüne beni benden,
beni senden etmekte..
yersiz olsa da haksız değil yakarışlarım!
bir zamanlar qerçeklerin üstünde yürürdü;
cambazlıqa soyunup yüreklenen acılarım..
beni hayallere iten,yanlışları doqrularımın sırtına yükleyip qiden sen değil misin?
aşk?neden adına yakışır değilsin artık?
neden yüzünü seçemez oldum?
eda ararken bela bulmak neden?
bu ak karanlıkların,aklımı hayalimi alıkoymaların neden?
çıkmaz bildqim sokakları neden yol yapıyorsun kendine?
benim taşlarında qözyaşlarımla tanştıqım,
bazen telaşla kaçışan adımlar boyu qölqelerle yarıştıqım;
umrunda mı?
şimdi sen almadıysan da,eskitmeden qeri ver bana onu
çünkü onsuzluk - bana hiç yakışmadı
''yalnızlık'' qiydim defalarca üzerime
vücudumu sarsa da kanıma karışmadıı !!

Burcu KÜÇÜK

susmalı mesela dil, sevgiler yutkunmalı insan


kaçak nefesler almayı; kuytularda ciğere dolan izmaritlere borçluyum
kül ettiklerim yalnızca bundan ibarettir; yanarken ben.
akıp giden zamansa bir su gibi içilmiştir kana kana
bir bedene susamış ruhlar tarafından..
gölgeleri gün ışığına sorduğunda sarhoş olmamalı,
yıldızlar bardaktan boşanırken;
susmalı mesela dil,
sevgiler yutkunmalı insan.
bazen hatırladıklarını unutmalı..
kırık bir sandalyenin bacakları tüttüğünde bacadan,
dizelerce adın yanmıyordu kağıtlarda,
sakındığım sayfalara seni gizlemekti en mahrem sırrım,
sana bile anlatamadıklarım bundandı hep.
söz bir martı kanadında başka baharlara göç etmişti;
yazıysa benim yağmurlarımda kalsın istedim..
geçmiş bir günü yaşar gibi umutsuzca-anda-
bir yerde kalmamış bir yerde bırakılmıştı aşk..
terk edeni yok sandık,
sandık ki tarifi yok
öğrenilecek değil hissedilecek duyguları sakındık beslemeye,
parmak uçlarından boşanan bir kan pıhtısı
Kanımca
geri aksa da ulaşamaz bir artıktır;
zehre bulayacağı bir kalp için.
biz olması gerekenleri hiç hissetmedik
olmazlarıysa hayatla öğrendik ''yalnız''ca !!
Burcu Küçük

Sen Gittin


sen gittin;
avuçlarımı dalgalar dolusu ıslatarak
gidişlerime yol olarak, beni kaybettiğim tüm adreslere terk ettin.
içimde sana dair ne yaşattıysam söylemiştim
harfleri tek tek dumana katarak,
kuruyan adımlarımla sokakları ıslatarak sana gelmiştim
sen gittin... 
sözlerin bir önemi yoktu, söylemiştim.
bizi biz yapan ne varsa ardında yol almadan; ezip geçmiştik
oysa üstüne basa basa filiz vermiştim
sen gittin,
bir çocuğun düşlerini de yanına alarak
sen gittin, gittin de bir ben kaldım böyle yalınayak...
sen gittin; ben cesaretler edindim vedalara,
aşktan hep biraz daha korkarak...

BURCU KÜÇÜK

  •