Benim de oldu az kullanılmış sevdalarım
Benim de oldu vakitsiz sönmüş sigaralarım
-bir tatlı sohbette;
Vakitsiz gitmişliğim ...
Tek başlı sevdaların,
Olmuştur düşmüşlüğü başıma;
Benim de...
Benim de oldu hissiz dolamışlığım sözleri,
dilime...
Sevilmişliğim de oldu
Senin gibi, sırtını dönmüşlüğüm de...
Sen, boynumun borcu
Sen, çıkan günah -çocukluğumdan .
Sen, öyle hükümsüz, öyle vebalı
Sen, çocuksu oyunum
Sen en sevdiğim oyuncağım;
- Sarılmadan tutmayan uykum, sen ...
Sen, tüm kavuşmalarım;
Tüm ayrılıklara .
Sen, bir intihar;
Sen, koca ömürlere .
Tek oynayan,
sen kazanandın
Oyunda yoktum
Ben, neden kaybettim?
Sen mağrurdun
Ben mağlup, ben mahçup .
Sen yeni oyunlar kurarken
Yazık ki ben büyüdüm...
Affet çocukluğumu
Affet yenilgilerimi
Affettim ben senin tüm gidişlerini
Affettim yoktan sevişlerini
Ben, sensiz kalışlarımı;
Çoktaan affettim ...
BURCU KÜÇÜK
Tükenmez Kalem
9 Mayıs 2012 Çarşamba
7.9.
24 Nisan 2012 Salı
YALNIZLIĞIM
Acımaz gidenin canı;
Acıtmaz gidişi kadar...
Herkes kendi kalbinden mesul; öyle ya
Şimdi sen bizi sevmedin diye
Nasıl suçlarım seni?
Ayrılık, yazılmış yollara
Geçtik üzerinden aşklara basa basa
Sevdaları eze eze
Dudakların bile tadı unutulur da
Verilen sözler yutulmuş çok mu?
Şimdi git başka renklere bula gözlerini,
Bir daha asla benin rengim olmayacaksın; OKYANUS !
Başkalarına coş, dalgalan
Başka kucaklara baş ol...
Yeter ki sözler ya susulsun ya hissedilsin...
Şimdi benim bütün hayatım oldun diye
Hayatımı sensiz koydun diye
Aklım hayalim aldın diye
Sana kızamam ki...
Sana haktır unutmak!
Hakkını vermeli aşkın.
Kalmak değil mi ki mahsurlu ise;
Gidişleri mübah kılan ...
Bir daha gelme yeter ki !
Baharlarım olup, sevdalar filizleme
Yalnızlığın bile başka bir adı olsun
Adını unutmak;
Hiç anmamakla mümkün mü?
-Seni hep susacağım !!!!!!
Kendimi hep unuturken bulacağım.
Elbet...
Sevmeyi unutmak mümkün mü?
Senle olmak kadar imkansız değil;
Senle olmak kadar manasız
Ve senle olmak kadar sensizlik değil benim yalnızlığım ...
BURCU KÜÇÜK
16 Mart 2012 Cuma
Paçalarıma kadar ''sen'' içindeyim
Boğazıma kadar ''sen'' doldum
Ben ne çok severdim ki seni
Ne çok ''ben''ler; nice ''sen'' oldum...
Ben seni anlatmayı çok sevdim
Çok sevdim senden konuşmayı
Başka hikayeler dinletirken sana
Sen, yaralar almaktan habersizdin.
Bir dilden düşmemek
Ahh...
Sen hiç sus'ulmaz mısın?
Ben bir çok zamanı sana anlattım;
''Seni'' ise, birçok zaman...
Başkaları ''seni'' sevsinler diye değil
Ama eğer seveceklerse;
Onların da kalplerinden ''seni'' çalıp
Kalbimi durdurabilmeyi dilerdim...
Çok sevmek böyle bir şey olsa gerek;
Kalp başka iş bulamasa..
Keşke hayat da; ''olsun'' dediklerimizle ''olmadı'' dediklerimizi hiç tanıştırmasa
Bir sokak ortasında rastlaşsalar
Pek haz etmemiş ifadelerle ekşise suratları;
Kaçar adım değil,
Çarpa çapa son sürat zıt yönde zamana yetişseler
Eskise adımlar...
Gidişler bu kadar bildikken;
Kalanına hep taze bir burukluk dolmasa...
Çat kapı misafiri kalbimin
Hep yanlış zamanı bulmasa...
Erken gelen, özlem değil mi?
Hep, erken gidenin ardından.?
''Olsun''larla ''olmadı''larım;
''Olmayacak'ları da eklesem
Tek çıkan; ''sen'' değil mi?
Zaman için çaba boşa
''Yalnızca'' ve ''yalnızca'' ...
Değil mi ki seninle yalnızlık;
Kalabalık eder kuytuları
''Yalnızca'' sevebilsin diye;
Haydi durduralım şu kalpleri...
BURCU KÜÇÜK
Boğazıma kadar ''sen'' doldum
Ben ne çok severdim ki seni
Ne çok ''ben''ler; nice ''sen'' oldum...
Ben seni anlatmayı çok sevdim
Çok sevdim senden konuşmayı
Başka hikayeler dinletirken sana
Sen, yaralar almaktan habersizdin.
Bir dilden düşmemek
Ahh...
Sen hiç sus'ulmaz mısın?
Ben bir çok zamanı sana anlattım;
''Seni'' ise, birçok zaman...
Başkaları ''seni'' sevsinler diye değil
Ama eğer seveceklerse;
Onların da kalplerinden ''seni'' çalıp
Kalbimi durdurabilmeyi dilerdim...
Çok sevmek böyle bir şey olsa gerek;
Kalp başka iş bulamasa..
Keşke hayat da; ''olsun'' dediklerimizle ''olmadı'' dediklerimizi hiç tanıştırmasa
Bir sokak ortasında rastlaşsalar
Pek haz etmemiş ifadelerle ekşise suratları;
Kaçar adım değil,
Çarpa çapa son sürat zıt yönde zamana yetişseler
Eskise adımlar...
Gidişler bu kadar bildikken;
Kalanına hep taze bir burukluk dolmasa...
Çat kapı misafiri kalbimin
Hep yanlış zamanı bulmasa...
Erken gelen, özlem değil mi?
Hep, erken gidenin ardından.?
''Olsun''larla ''olmadı''larım;
''Olmayacak'ları da eklesem
Tek çıkan; ''sen'' değil mi?
Zaman için çaba boşa
''Yalnızca'' ve ''yalnızca'' ...
Değil mi ki seninle yalnızlık;
Kalabalık eder kuytuları
''Yalnızca'' sevebilsin diye;
Haydi durduralım şu kalpleri...
BURCU KÜÇÜK
23 Ocak 2012 Pazartesi
DUYGU
İçin dolar midene
Ağzından dökülür yuttukların
Bense kalbimde biriktirdiklerimi
Kusuyorum kalemimden...
Kırıldıkça bu güç gösterisi?
Değil mi?
-Ne mana?
Ben, kırıldıkça ağlamıyorum inadına!
Yani bir ağlayamamaktır gidiyor hala...
Yine böyle bir ağlayamadığımda ıslanmıştı
Değil mi senin omzun?
Bilmem;
Bir ben mi böyle duygusuzum???
BURCU KÜÇÜK
Ağzından dökülür yuttukların
Bense kalbimde biriktirdiklerimi
Kusuyorum kalemimden...
Kırıldıkça bu güç gösterisi?
Değil mi?
-Ne mana?
Ben, kırıldıkça ağlamıyorum inadına!
Yani bir ağlayamamaktır gidiyor hala...
Yine böyle bir ağlayamadığımda ıslanmıştı
Değil mi senin omzun?
Bilmem;
Bir ben mi böyle duygusuzum???
BURCU KÜÇÜK
22 Ocak 2012 Pazar
YALAN
Mevsimlerden yaz...
Ömrün bir haziranı,
Bir öğle sonrası gitmeliydin sen...
Huzursuz uyandığım bir sabah ertesi
Odama güneş dolmalıydı
Sen konuştukça ''sus'' istemeliydim
Soğuk terler dökerek...
Güneş öylece içime dolarken,
Ruhuma hiç dokunmamalıydı
Öyle buz kesmeliydi içim
Gözpınarlarım öğrenmeli
Dolmak değil donmak!
Öyle olmaz mı hep?
Böyle kış vakti
Bir öğle sonrası
Sevgi yutup, kin kusmak var mı?
Böyle gitmek?
Böyle çıplak...
Esasen böyle yalnızlık?
Kışın zaten öteki adıydı ayrılık...
Oysa biz güya ezber bozacaktık.
Vedalar, sonu hazırlanmış hikayeler içindir
Hep saçmasapanlığı
Ama olağanlığıyla bilinir...
Neden o kadar sustum bilmiyorum
Duymak istemediklerimdi,
Oysa pür dikkat dinledim.
Biliyorum;
Saçmalık!
Gidişini sükunetle izledim
Bilirsin sakin değildir mizacım.
Ama alışkanlıklardan kolay vazgeçilemez derler;
Bana da, bu gitmeler oldu -alışkanlık !
Sen giderken
Kaburgalarım teker teker kırıldı
Göğsüme çarptıklarından
Ciğerime nefes dolmayışına aldırmadım.
Ne garip?
Pek de ağlamadım...
Sen gidiyordun
Gözlerim kapandı,
Hani izliyordum?
Yalandı...
Bir yere gittiğin yok
Mevsimlere, hazirana hatta saatler kurmaya hiç lüzum yok...
Ayrılık da değil, yalnız-ca kış.
Sen gittin ben sustum dedim
O da yalandı!
Eline geçsin diye ellerimle seni yazdım!
Oysa gitmene ağlamamam yalan değil,
Yalan olan; gelişindi!
Gidişe önce bu gerekli...
Ama;
Nasıl inandım... ?
BURCU KÜÇÜK
Ömrün bir haziranı,
Bir öğle sonrası gitmeliydin sen...
Huzursuz uyandığım bir sabah ertesi
Odama güneş dolmalıydı
Sen konuştukça ''sus'' istemeliydim
Soğuk terler dökerek...
Güneş öylece içime dolarken,
Ruhuma hiç dokunmamalıydı
Öyle buz kesmeliydi içim
Gözpınarlarım öğrenmeli
Dolmak değil donmak!
Öyle olmaz mı hep?
Böyle kış vakti
Bir öğle sonrası
Sevgi yutup, kin kusmak var mı?
Böyle gitmek?
Böyle çıplak...
Esasen böyle yalnızlık?
Kışın zaten öteki adıydı ayrılık...
Oysa biz güya ezber bozacaktık.
Vedalar, sonu hazırlanmış hikayeler içindir
Hep saçmasapanlığı
Ama olağanlığıyla bilinir...
Neden o kadar sustum bilmiyorum
Duymak istemediklerimdi,
Oysa pür dikkat dinledim.
Biliyorum;
Saçmalık!
Gidişini sükunetle izledim
Bilirsin sakin değildir mizacım.
Ama alışkanlıklardan kolay vazgeçilemez derler;
Bana da, bu gitmeler oldu -alışkanlık !
Sen giderken
Kaburgalarım teker teker kırıldı
Göğsüme çarptıklarından
Ciğerime nefes dolmayışına aldırmadım.
Ne garip?
Pek de ağlamadım...
Sen gidiyordun
Gözlerim kapandı,
Hani izliyordum?
Yalandı...
Bir yere gittiğin yok
Mevsimlere, hazirana hatta saatler kurmaya hiç lüzum yok...
Ayrılık da değil, yalnız-ca kış.
Sen gittin ben sustum dedim
O da yalandı!
Eline geçsin diye ellerimle seni yazdım!
Oysa gitmene ağlamamam yalan değil,
Yalan olan; gelişindi!
Gidişe önce bu gerekli...
Ama;
Nasıl inandım... ?
BURCU KÜÇÜK
2 Kasım 2011 Çarşamba
Başka Bir Dil
Bazen bir duman olur sevgilim
İki beden arası yanıp duran
Ellerinin arasından dudaklarıma uzanan bir duman
Ve o an dokun hayallerime korkmadan
Ki bazen yalanlar,
Yanağındaki bir kül sızısı kadar gerçek olurlar inan...
Bazen olur da masumiyet soyunursa kalplerden
İşte o zaman kendi düşünü okur insan
Başka bir dilde, başka gözlerden...
Hissetmek duygusu bağlar iki bedeni -yalnız-
-yalnız- hissetmekle hissizleşiliyor bazen ....
İki beden arası yanıp duran
Ellerinin arasından dudaklarıma uzanan bir duman
Ve o an dokun hayallerime korkmadan
Ki bazen yalanlar,
Yanağındaki bir kül sızısı kadar gerçek olurlar inan...
Bazen olur da masumiyet soyunursa kalplerden
İşte o zaman kendi düşünü okur insan
Başka bir dilde, başka gözlerden...
Hissetmek duygusu bağlar iki bedeni -yalnız-
-yalnız- hissetmekle hissizleşiliyor bazen ....
1 Kasım 2011 Salı
UYKU
Sen hiç uyanmazdın geceleri;
Üstünü şefkatler örttüğünden...
Uykuya en dargın anlarındı
Saçlarım dalgalanıp geçerken
Kalbinin üstünden...
Üstünü şefkatler örttüğünden...
Uykuya en dargın anlarındı
Saçlarım dalgalanıp geçerken
Kalbinin üstünden...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)